ABDÜLKADİR GEYLANİ’NİN İLİM VE AMEL KARŞISINDAKİ DURUMU

 Bismillahirrahmanirrahim

Şeyh Abdülkadir Geylani İlimin nazari ve ameli olan her yönüne de itibar etmiş, talebelerinden birine nasihat ederken bu hususta şöyle demiştir:

” Kurtuluş istiyorsan Allahu Teala’nın hükmünü iyi bilen bir şeyhe yoldaş ol. Sana öğreten, seni terbiye eden ve Allah’a giden yolu sana bildiren biri olsun. O, yine şöyle söylemiştir; Kitaba, sünnete ve onları iyi bilen şeyhlere tabi olmadıkça ebedi iflah olmazsın” El-Fethu’r Rabbani 127

Şeyh ameli cihete de önem veriyor, talebelerine ve müritlerine nasihat ederken de şöyle demektedir:

” Evladım, Kuran’ı ezberliyor onunla amel etmiyorsun, Resulullah (sav)’in sünnetini ezberliyor, onunla amel etmiyorsun. Öyleyse bunu niçin yapıyorsun? Yapmadığın şeyleri insanlara emrediyor, yaptığın şeylerden onları men ediyorsun. Halbuki Allah’u Teala Kuranı Kerim’de: ” Yapmadığın şeyleri söylemeniz Allah katında büyük günah oldu.” Saf:3 buyurmaktadır. Niçin söylüyor sonra da onun tersi Ne yapıyorsunuz? Utanmıyor musunuz? Niçin iman ettiğini söylüyor, sonra da iman etmiyorsunuz?” el fethu’r Rabbani 35

İlmiyle amel etmeyen Alim hakkında kötü teşbihi yineliyor ve şöyle söylüyor: ” Allah’u Teala ilmiyle amel etmeyen Alimi eşeğe benzetmiştir. Onlar için kitap yüklü eşekler.”de Cuma: 5 demiştir. Ayette geçen ‘Esfar’ kelimesi ilim kitapları demektir. Eşek sırtındaki kitaplardan istifade edebilir mi? Eline yorgunluktan Başka ne geçer? Binaenaleyh ilmi artan kişinin Rabbin’den korkusu da taatı da o derece artmalı. Ey ilim sahibi olduğunu iddia eden kişi, Allah korkusundan dolayı Ağlaman nerede? sakınman nerede? günahları itiraf etmen nerede? Geceyi gündüzü taat içinde geçirmen nerede? Nefsini dizginlemen ve nefsinin hak yolda mücadelesi nerede? Bütün himmetin güzel elbiseler giymek, leziz yemekler yemek, Güzel kadınlarla evlenmek, evlere ve dükkanlara sahip olmak, insanlar ile oturup kalkmak.” El-Fethurrabbani

Şeyh Abdülkadir Geylani eğitime büyük önem veriyordu. Onun tavsiyelerinin büyük kısmı kişilerin eğitim ve terbiyesi hakkındaydı. Onun tavsiye ettiği güzel hasletlere sahip olunması için büyük gayretler sarf edilmesi gerekiyordu.

Bunlardan bazılarını söyleyelim;

Doğru da olsa yalan da olsa herhangi bir husus için bilerek ya da bilmeyerek Allah’a yemin etmemek:

Kişi bu hususta çok dikkat ederse bilerek ya da bilmeyerek yemin etmekten sakınır. Bunu alışkanlık haline getiren kişi için Allah’u Teala öyle bir nur yaratır ki o kişi bu nur sayesinde bunun menfaatini ve bu sayede kazandığı dereceyi görür. Ayrıca arkadaşları ve komşuları nezdindeki itibarı ve heybeti de artar.

Şakada olsa ciddi de olsa yalandan sakınmak:

Buna kendini alıştıran kişinin kalbini Allah’u Teala genişletir ve ilmine safiyet kazandırır. Sanki yalanı bilmez bir hale gelir birinden yalanı duyduğumda da onu kınar ve onun için dua eder sevap kazanır.

Kimseye söz vermemek ve söz verdiğinde de yerine getirmek:

Zira sözünde durmamak yalandan bir parçadır. Bu haslete uymaya riayet eden kişiye cömertlik ve haya kapısı açılır. Sadık kişiler tarafından sevilir ve Allah’u Teala nezdindeki itibarı artar.

Herhangi bir şeye lanet etmekten ya da çok küçük de olsa eziyet etmekten sakınmak:

Zira bu, Ebrar ve sadıkların ahlakıdır. Bu sayede kişi dünyada harama düşmekten korunur. Ahirette de yüksek derecelere nail olur.

Kimseye beddua etmemek:

Kendisine haksızlık yapana ne dille, ne de fiille cevap vermemek. Bu haslete bezenmiş olan kişi dünya ve ahirette üstün derecelere nail olur. Uzak yakın herkes onu sever ve ona hürmet besler ve gösterir.

Ehli kıbleden hiç kimseyi nifak illetleri ile tavsif etmemek:

Nitekim bu, rahmeti çeken, dereceleri yükselten bir haldir. Sünnet olan da budur. Zira Allahu Teala ilminde olanı ancak O bilir. Dolayısıyla bu sayede Onun azabına maruz kalmaktan sakınılır. Rızasına ve rahmetine nail olunur. Kısaca bu; Bu kulun bütün mahlukata merhamet etmesini sağlayan şerefli bir kapıdır.  Futuhal Gayb 117

Günahlardan sakınmak:

Bu dünyada ve ahirette insana en faydalı olan şeydir.

Küçük hiçbir iş için insanlara ihtiyaç arz etmemek:

Ariflerin ve muttakilerin izzet ve şerefini yükseklerde tutan işte budur. Emribi’l-Maruf Nehyi Ani’l-Münker bu sayede güçlü yapılabilir. Bu sayede bütün insanlar kişinin gözünde bir olur. Böylece olunca Allah’u Teala kişiyi zenginleştirir, yakin ve tevekkül ehli kılar. Artık kişi başkasına derdini arz etmez. Herkese aynı gözle bakar. İzzet ve şeref bununla elde edilir. İhlasa en yakın olan da budur.

İnsanlara ve insanların elinde olan güvenmemek:

En büyük izzet, en büyük zenginlik, en büyük Saltanat ve en büyük övünç budur. Yakin ve tevekkül de budur. Bu Allahu teâlâ’ya güven kapılarından ve züht kapılarından bir kapıdır. Vera’ya da bununla nail olunur. Ameller de bununla tamamlanır. Bu Allah’a tamamen yönelenlerin alametidir.

Tevazu sahibi olmak:

Abidin makamı ve derecesi bununla yükselir. Allah katında ve kullar nezdinde itibarı bununla artar. Dünya ve ahrete dair yapmak istediği işlere bununla muvaffak olur.  Bütün hasletlerin başıdır. Kul, iyi ve kötü günde Allah’tan razı olan salihler zümresine bununla dahil olur. Takvanın kemali budur.

Zira Kul hiç kimseyi kendinden aşağı görmemeli ve “Allah katında makamı ve derecesi benimkinden daha yüksek olabilir.” Demeli. Yaşı küçük ise ” Bu, Allah’a isyan etmemiş biri, ben ise isyan ettim. Dolayısıyla bu benden daha hayırlı.” demeli. Yaşı büyük ise ” Bu Allah’a benden önce ibadet etmiş biri.” Demeli. Alim ise ” Bu benim nail olmadığım şeye nail olmuş biri, benim bilmediklerimi biliyor ve bildikleriyle amel ediyor.” demeli. Cahil ise ” Bu Allah’u Teala’ya cehaletle isyan ediyor. Ben ise bilgiyle isyan ediyorum. Bana ve ona ne ile muamele edileceğini de bilmiyorum.” demeli. Kafir ise ” Son nefesten önce onun iman edip salih amelle Allah’a kavuşması, benim de küfre düşüp o halde öbür dünyayı boylaman mümkündür.” demeli. Futual gayb  117

Lüten Yazıyı Paylaşın Ve Beğenin :
manevidestekdayanisma@hotmail.com
Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
Instagram

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir