BAKARA SÜRESİ 1-5 TEFSİRİ

BAKARA SURESİ:
Bakara, inek demektir. Sure bu adını, 67-71. ayetlerde bahsedilen “bakara” kelimesinden alır. Bu ayetler, bir sığır boğazlamaları emredilen Yahudilerin bu emir karşısındaki tutumlarını konu almaktadır. İçinde Ayetü’l-kürsi bulunduğu için sure “Suretü’l-Kürsi” diye de anılır.

Bakara, Hicretten sonra Medine döneminde ilk nazil olan suredir. Ancak surenin 281. ayeti Veda Haccında Mekke’de inmiştir. 286 ayetten oluşan sure, Kuran’ın en uzun suresidir. Mushaftaki resmi sırası itibarıyla 2., nüzul tarihine göre ise 92. suredir.

Ayetü’l-kürsi ve Amenerrasulü gibi bazı bölümlerinden dolayı bu surenin önemi ve fazileti hakkında birçok hadis nakledilmiştir. Bu hadislerin bazılarında Peygamberimiz, Bakara suresini öğrenmenin bereket, terk etmenin ise pişmanlık ve ziyan olduğunu (1) bildirmiş ve “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz (Kur’an okuyunuz). Şüphesiz, içinde Baka­ra suresi okunan evden şeytan kaçar” (2) buyurmuştur.
Kuran’ın en uzun suresi olan Bakara, bir bakıma Kuran’ın ayrıntılı özeti durumundadır. Kuran’ın 1/12’sini Bakara suresi oluşturur.

SÜREYİ TAKDİM:
Bakara süresi, Kuran’ın en uzun süresidir. Bu süre, Medine’de inen diğer sureler gibi teşri (hukuk) yönü ağır basan surelerdendir. Medine’de inen süreler, genellikle müslümanların sosyal hayatlarında ihtiyaç duydukları prensipleri ve hukuki esasları ihtiva eder. Bu mübarek sure itikat, ibadet, muamelat, ahlak, evlenme, boşanma
iddet ve benzeri şeri hükümlerin büyük bir bölümünü kapsar. Sürenin ilk ayetleri. bahtiyar ve bedbaht kişiler arasında bir mukayese yapmak için, mümin, kafir ve münafıkların sıfatlarından bahseder imanın, küfür ve nifakın hakikatını açıklar.

SÜRENİN İSMİ:
Hz. Musa (a.s.) zamanında vuku bulan parlak bir mucizenin hatırasını yaşatmak için bu mübarek süreye “Bakara süresi” adı verilmiştir.

Olay şöyle cereyan etmiştir: İsrailoğullarından bir şahıs öldürülmüş, fakat katili bulunamamıştı. Belki katili bulabilir diye durumu Hz. Musa (a.s.)ya arz ettiler. Bunun üzerine Allah Teala, Musa (a.s)’ya onların bir sığır kesmelerini ve sığırın bir parçasını maktüle vurmaları emrini bildirdi.

Böylece Allah’ın izniyle maktül dirilecek ve katilin kim olduğunu onlara bildirecekti. Bu da. mahlukatın Öldükten sonra tekrar diriltileceklerine dair yüce Allah’ın kudretini gösteren bir delil olacaktı.

BAKARA SÜRESİNİN FAZİLETİ
Bu sürenin fazileti hakkında Rasulullah (s.a.v.)’den şöyle bir hadis rivayet olunmuştur: “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz Şeytan, Bakara süresinin okunduğu evden kaçar.” Müslim, Müsafirin,212; Tirmizi, Fezailul Kuran,2

Başka bir hadiste de şöyle buyrulmuştur: Bakara süresini okuyunuz. Çünkü onu okumak bereket, terk etmek ise pişmanlıktır. Sihirbazlar ona güç yetiremezler.

AYETLERİN TEFSİRİ:
1. Elif Lam Mim  Bu mübarek sure müttekilerin vasıflarını anlatarak başlar. sürenin, huruf-i makattaadan olan Elif Lam Mim şeklindeki heca harfleriyle başlaması. Kuran’dan yüz çevirenlerin dikkatlerini çeker.

Zira ilk anda, kendi aralarındaki konuşmalarında alışık olmadıkları lafızlar, bir tokmak gibi kulaklarına vurmakta ve kendilerine söylenecek olan ayetlere karşı dikkatleri çekilmektedir. Bu harfler ve benzerlerinde Kuran’ın i’cazını gösterenişaretler vardır. Çünkü bu kitap. onların kendi aralarında konuştukları harf ve kelimelerden meydana gelmiştir. Buna rağmen Kuran’ın bir benzerini  getirememeleri Onun i’câzına büyük bir delildir.

Büyük alim İbn Kesir şöyle der: “Süre başlarında bu harflerin zikredilmesi, Kuran’ın i’cazinı açıklamak ve insanların kendi konuşmalarında kullandıkları harf ve kelimelerden meydana geldiği halde Onun bir benzerini getirmekten aciz olduklarını göstermek içindir.” Araştırmacıların çoğunun görüşü böyledir.

Zemahşerî bu görüşü Kesşaf adlı tefsirinde şiddetle savunmuş, İbni Teymiyye de bunu kabul etmiştir. İbn Kesir, şöyle devam eder: Bundan dolayı bu harflerle başlayan her sürede mutlaka Kuran’ın zaferi, i’câzi ve azameti zikredilir.

2. “Kendisinde hiçbir şekilde süphe olmayan bu kitap, müttekiler için bir hidayet kaynağı ve yol göstericidir.” Ey Muhammed! Sana indirilen bu Kur’an bir kitaptır ki, hiçbir kitap ona denk gelemez. Düşünüp tefekkür eden veya hazır bulunup da onu dinleyen kimse, onun Allah katından geldiğinden şüphe etmez. Allah’ın emirlerine sarılmak, nehiylerinden sakınmak suretiyle Onun gazabından korunan ve itaat etmek suretiyle de Onun azabından kurtulan müttaki müminleri için bir yol göstericidir.

İbn Abbas, müttekileri, “Şirkten sakınan ve Allah’a itaat eden kimse diye tarif eder. Hasan Basri bu müttekileri açıklarken “onlar, kendilerine haram kılınandan sakındılar ve kendilerine farz kılınanı yerine getirdiler demiştir.
Daha sonra Allah Teala bu müttekilerin vasıflarını şöyle anlatır

3. ” O müttekiler ki, görülmeyene inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.” Onlar görmedikleri ve duyu organları ile algılayamadıkları yeniden dirilme, cennet, cehennem, sırat, hesap ve bunların dışında Kuran’ın veya Peygamber (s.a.v.)in haber verdiği her şeyi tasdik ederler.  Şartları, rükünleri, edebleri ve huşu ile en mükemmel bir şekilde namazlarını eda ederler. İbn Abbas şöyle der: namazı ikame etmek, ruku, sucud, tilavet ve huşuunu tam yapmak demektir. (Tebari)

Kendilerine verdiğimiz mallardan iyilik ve ihsan yollarında harcar ve sadaka verirler. Ayetin manası umumi olup zekat, sadaka ve diğer harcamaları ihtiva eder. İbn Cerir’in tercihi budur. İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre , bu ayetteki İnfaktan maksat, malların zekatını vermektir. İbn Kesir de şöyle der: Allah Teala çok defa, namaz ile mallardan yapılan infakı bir arada zikretmiştir. Zira namaz Allah’ın hakkı olup, kendisini birlemeyi, ona saygıyı ve onu övgüyü kapsar. İnfak ise kulun hakkı olup, Allah’ın kullarına bir iyiliktir.

vacip olan harcamalar ile farz olan zekatın her ikisi de bu ayetin manasına dahildir.

4. “Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler ve ahiret günunune kesinkes
inanırlar.”  “Onlar, Allah’tan sana gelen ve senden önceki peygamberlere gelen her şeye inanırlar. Allah’ın kitapları ve peygamberleri arasında bir ayrım yapmazlar. Onlar hiçbir şek ve şüpheye yer vermeksizin, bu dünyadan sonra gelecek olan ahiret yurduna, orada vuku bulacak olan yeniden dirilme, ceza, cennet,
cehennem, hesap ve mizana kesin olarak inanırlar. Ahirete, dünyadan sonra geldiği için ahiret ismi verilmiştir.

5– “İşte onlar, Rabblerinden gelen bir hidayet üzerindedirler ve onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Yukarıda geçen bu yüce sıfatları taşıyan o kimseler, Allah tarafından ihsan edilen bir nur, delil ve basiret üzeredirler. işte onlar, Naim cennetlerinde yüksek dereceleri elde edenlerdir.

kaynak: Safvetü’t tefasir – İbni Kesir Tefsiri – Taberi Tefsiri-

 

Lüten Yazıyı Paylaşın Ve Beğenin :
manevidestekdayanisma@hotmail.com
Facebook
Google+
Google+
https://manevidayanisma.com/bakara-suresi-1-5-tefsiri/
Twitter
Pinterest
LinkedIn
Instagram

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir