CİHADSIZ DEVLETLER VE MİLLETLER

Bismillahirrahmanirrahim.

Yegane Galip olan Allahtır. İnsan için verilen süre dolmaktadır. Hesap gününün sahibinin huzurunda toplanmaya az kalmıştır.

Zaman ne kadar daralsa da Zalimler zulümlerini  işlemekten geri durmuyor. Kimileri zalimin zulmü ile birlikte zalimden yana kimileri ise Mazlum yanında  Hakkın Safında.

Zalimin zulmü karşısında suskunluk orucu tutup, yapılan bunca haksızlıklara gözlerini kapatıp yüzlerini doğu veya batıya çevirip görmezden gelenlerin yüzlerini döndürecekleri bir yön kalmayınca, Zalimlerle aynı safta, onlarla birlikte olup izzet ve şereflerini kaybetmiş milletler ve devletler haline gelmişlerdir.

Bu devletler ve milletler maddi refah içerisinde olsalar bile, insanlık açısından yükselememişlerdir.  Afrika’daki açlık onların eseridir,  Kurtlara bırakılan Suriye’deki yıkımın ve çocukların ölmesine sebep olanda onlardır,  Ortadoğu’ya şekil vermek isteyip de Arap ülkelerin krallarını ve ricallerini kendilerine köpek yapanlarda onlardır,  Filistin’de ve Gazzedeki zulüm onların eseridir.

Türkiye’de yapılan bütün darbelerin 15 Temmuz da dahil olmak üzere her türlü karışık ve kaosun arkasında yine onlar vardır,  Akdeniz’de leş yiyici çakallar birleşmiş milletler tarafından onaylanan kıta sahanlığını tanımayıp zorbalık yapmakta en önde gitmektedirler.  Eşkıyalıkta sınır tanımayan dünyanın jandarmalığına soyunan mazlumu ezen güçlü bir yapı oluşturmak için kollanan ve kurulması beklenen büyük kudüs merkezli dünya imparatorluğunun arkasında da onlar vardır. Bu zalimlerin her yerde işbirlikçileri, her yerde kolları vardır.

Dünyayı zulümleri ile doldurmuşlardır. Buna dur diyebilecek  milletleri ve Devletleri’de yeniden dizayn ediyorlar.

Başsız  İslam coğrafyası bunların masasında tekrar bölüşülmek için dizayn edilmektedir.  Bu Zalimler kendi toplulukların ayakta kalması kendi menfaat ve müreffeh yaşantıları için zalimliğin her türlüsünü işleyerek gerektiğinde silahla, bazen ise toplumsal hareketlerle, kaoslar üreterek, çoğu zamanda taşeron paralı askerler ve örgütlerle çalışmaktadırlar. İnsanları köleleştirip, yetimin gözyaşını ve kanını döküyorlar.

Cihadı terk eden İslam toplumu ne yazık ki bu zillet bataklığının içine düşüp, alçalmıştır. Dünya’ya ve  rahat yaşam koşullarına sahip olma arzusu nefsi zafiyet mahkumu olmamızı sağlamıştır. Kaybetmekten korktuğumuz kazanımlar mallar, mülkler, mevkiler  ne yazık ki bize vurulmuş prangalar oldu.

Bu hale düşmüş olan bir devlet ve millet zülüm ve haksızlıklar karşısında tabii ki ses çıkartamaz.

Tarihin kayıtlı sayfalarına bakıldığı zaman islam toplumu cihatla yükselmişlerdir. Bu medeniyetin hali daha her yerde eserleri  görülmektedir. Cihadı  terketmiş olan toplumlarda. alçalma ve silikleşmiş bir yapıya dönmüştür. Çünkü bu ilahi kanun dur.

“Eğer savaşa çıkmazsanız Allah size can yakıcı bir azap ile azap eder ve yerine başka bir millet getirir ona bir zarar veremezsiniz Allah her şeye kadirdir” Tevbe 39.

Abbasiler, Emeviler, Osmanlılar gibi birçok islam toplumu bu emaneti sırtlarında taşımışlar. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) hadislerinde “Faizi yemek için hileli yollarla, öküzün kuyruğuna yapışıp ziraatla meşgul olduğunuz  ve cihadı terk ettiğiniz zaman Allah Teala zilleti Musallat eder. Dininize dönmedikçe o zilleti üzerinden kaldırmaz.” Ahmet Ebu Davud böyle buyurmaktadır.

Bu yaşıma gelinceye kadar bu camilerde ne bir Cuma hutbesinde nede bir vaazda  cihatla ilgili anlatılan bir şey dinlemedim. Burada bu çakallar tekrar devreye girdiler. Örgütler ve paralı elemanlarıyla İslamın yıkıcı bir din olduğunu sadece barbarlıkla, kafa kestiklerinin algısını oluşturdular. Öyle ki müslümanlar bile bu algıdan etkilendiler.  Bu algı tuttu mu Evet tuttu.

Müslümanların yüzde 99.2 ekser Çoğunluğunun yaşadığı  bu toprakların şehirlerinde zina, fuhuş, bankalarında faiz, onur yürüyüşü ile kimlik kazanmak için mücadele veren  geyleri, lezbiyenleri homoseksüelleri vardır. Vatan düşmanlarına, müslümanlardan alınan vergilerle maaş verilmektedir.

Eğitimi Ahlaki temellere dayanmayan bir milletten hayır çıkmaz.

Cihadsız ve tepkisiz bir toplum yetiştirildiği gibi, din birilerinin tekeli altına sokuldu,  siyaset, hizmet ve  yaşamsal alan imarı ile refah toplumu oluşturma sevdası altında, sonuçta bu toplumun geldiği nokta bu çakalların istediği yerdir.

Milli ve Maneviyat odaklı öze dönüş yapılmalıdır. Millet olarak bu çakallar ve işbirlikçileri karşısında birlik olma şuurunu artırmalıyız. Biz mazluma yardıma koşan onlarla ağlayıp sevinen bir milletiz. Tarih bu şahitlikleri ile doludur.  Asıl olan uzun ve rahat yaşamak değildir. İmanla yaşayıp imanla göçmektir.  Hiçbir şey alemlerin Rabbi olan Allah’ın vadinin önüne geçemez. Bu dünyada Allah’ın emirlerine karşı kör olanlar ahirette de kör olacaklardır. Allah’ım bu topraklarda tekrar, bu millete  İslama hizmet şerifini  nasip eyle. amin…

Lüten Yazıyı Paylaşın Ve Beğenin :
manevidestekdayanisma@hotmail.com
Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
Instagram

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir