HADİS MUHAFAZASI İÇİN YAPILANLAR

Hadisi Muhafaza İçin Alimlerin Gayretleri:

İslam alimlerinin sahabe döneminden, sünnetin tedvininin tamamlanmasına kadar yapılan çalışmaların yerinde olduğu aşikardır. Bugüne gelinceye kadar geçen süreçte İslam alimlerinin yaptıkları bu çalışmaların meyveleri bu ümmet için çok değerli olmuştur.

Ulemâ’nın Cerh ve ta’dil hususunda izledikleri usul en esaslı ve sağlam olan ilmi yoldur. Ulema, hadis uydurarak sünnetin içine sokmak istedikleri şüphelerden ayıklayıp, temizleyerek ve sünneti çeşitli hile ve şüphelerden kurtarma konusunda takip ettikleri bir yol oluştu.

1- Hadis İsnadı:

Hz Peygamber devrinde ashabı kiramın birbirleriyle olan hallerinden dolayı onların arasında şüphe yoktu. Tabiin de ashaptan almış olduğu Hz. peygamberle ilgili rivayetleri hemen kabul ediyordu. Bu taki Gulat-ı şia fitnesi çıkana kadar devam etti.Hz Ali (ra)’nın ilahlığına hükmeden gulat-ı şianın, (Abdullah ibni Sebe’nin yürüttüğü, sinsi hareket) sünnete karşı uyandırılan kuşkuları arttırmaya başladı. Sahabe ve tabiin uleması hadisleri tetkik etmeye başlayarak onların geliş yolunu ve rivayetini tanımadan ravilerin adalet ve sağlamlığına kesin olarak inanmadan onları kabul etmemeye başladılar.

Muhammed b. Sîrîn  “Onlar isnad sormuyorlardı. Ama fitne ortaya çıkınca, bize hadis aldığınız kimselerin isimlerini söyleyin, dediler. Artık bakılırdı; eğer sünnet ehli birisi ise, onların hadisleri alınırdı. Ama bidat ehli ise, onların hadislerinden sakınılırdı.”

Abdullah İbn Mübarek (ö.181/797) ise “İsnad dindendir. Eğer isnad olmasaydı, dileyen dilediğini söylerdi.” Sözüyle isnadla hadisin birbirinden ayrılamayacağını vurgulamıştır.

2- Hadislerin tevsik (belgeye bağlama, belgeyle kanıtlama, belgeleme)’i yoluna gidilmesi:

Hadisleri belgeye bağlayıp, belge ile kanıtlama hususunda sahabe, tabiin ve hadis imamlarına müracaat etmek suretiyle bu olayı gerçekleştiriyorlardı. Ömrü uzun olan sahabeler ve fakihler vardı. Bunlar kendisine danışılan bir merci, kaynak olmuştu. Bu da yalanın ortaya çıkmasını, yaygınlaşmaması için de bir engel teşkil ediyordu.

3- Cerh ve Ta’dil: Ravilerin tenkidi doğruluk ve yalancılık açısından hallerinin açıklanması:

Çok önemli bir konudur ve sayede alimler hadisler içerisinde yalandan doğruyu, zayıftan kuvvetliyi ayırt etmişlerdi. Bu konuda başarılı olmuşlardır. Ravileri araştırarak onların hayatlarını tarihlerini, gizli ve açık bütün hallerini öğrendiler. Bu çalışmalar esnasında maruz kalınılan birçok sıkıntılar oldu. Bütün sıkıntılara ve engellemelere rağmen başarılı oldular.

Onlar hadisler kimden alınır, kimden alınmaz, kimden yazılır, kimden yazılmaz diye takip edilecek kaide ve prensipler koydular.

Hadisleri Alınmayıp Terkedilecek Kimselerden Bazıları:

a-Resulullah’a yalan isnad edenler.

b- Umumi konuşmalarında yalancı olanlar.

c- Sapık düşünce ve bidat sahipler.

d- Zındıklar fasıklar ve gafiller.

Rivayetlerinin kabul edilip edilmeyeceğinde tereddüt edilen ravi sınıflarından en mühimleri şunlardır:

1- Cerh ve ta’dilinde İtilaf edilenler.

2- Hatası çok olan ve rivayetlerde Sika imamlara muhalefet eden kimseler

3- Unutkanlıkları çok olan.

4- Ömürlerinin sonunda aklı karışmış bunamış kimse

5- Ezberi kötü bir hafızası zayıf olan.

Hadis Taksimi Ve Ayrılmak İçin Genel kaide Konulması:

hadis uleması hadisi üç kısma taksim ederler

1- Sahih

2-Hasen

3- Zayıf.

Lüten Yazıyı Paylaşın Ve Beğenin :
manevidestekdayanisma@hotmail.com
Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
Instagram

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir