HADİS UYDURMA NEDENLERİ

Hz. Ali (r.a.) ve Muaviye (r.a.) arasında başlayan fitneden itibaren kendini gösteren şia hareketi de tek başına bir ekoldü. Dördüncü halife Ali b. Ebi Talib’in (r.a.) de haklarında uyarıda (Beni aşırı seven de, buğuz eden de helak oldu” sözüde bu tip uyarılardandır) bulunduğu gulât  (aşırı gidenler) kısmı, şiileşme hareketinin bir sonucu idi.

Bunlar nebevi hadislerden çoğu etrafında dolaylı yollarla şüphe uyandırıyorlardı. Siyasi hedeflerine hizmet düşüncesiyle Hz. Peygamber’e (s.a.) ve torunlarına bazısına nispet ettikleri bir sürü söz uydurarak Ehl-i beyt sevgisi adı altında maksatlarına ulaşmak istiyorlardı.

Şianın bu tutumu Ehl-i sünnet ve’l cemaat alimlerinin dikkat ve uyanıklığını artırdı. Bu alimler, Hz. Peygamber’in (s.a.) hadislerini muhafaza ve sünneti korumak için bütün vasıtaları değerlendirmede aşırı bir özen gösterdiler. Sünneti korumada son derece ilmi ve orjinal bir üslup kullanmışlar, ilim ve irfan tedvininde bu yol onları başarı eylemiştir.

Hadis uydurmanın ilk ortaya çıktığı yerin Irak olduğu belirtilir. Hadis uydurmalara ilk sebep siyasi ayrılıklar olmuştur. Belirlediğimiz hadis uydurma sebeplerinin en meşhur sonuçları şunlardır:

1-Dine karşı çıkan zındık:

2-Heva ehli bid’at ehli ve hurafeciler:

3-Irkçılar soy ve ülke mutaassıpları:

4-Çeşitli mezhep ve imam mutaassıpları:

5-Zahidler ve gaflet içindeki salihler:

6-Hükümdar ve yöneticiler dalkavukluk edenler:

7-Gerçek dışı ilim iddiasında bulunan menfaatçılar.

Sonra mevzu hadisler  çerçevesinde genişlemeler hızlanmış başka sebeplerinde ortaya çıkması bu halin kaçınılmaz sonu oldu.

Şia’nın uydurduğu hadislerden biri vasiyyet hadisidir. Büreyde’den nakledildiğine göre Resûlullah (s.a.) şöyle demiştir:  “Her peygamberin bir vasisi vardır; Ali de benim vasim ve varisimdir” “Ben ve Ali nurdan yaratıldık. Allah Adem’i yaratmadan iki bin yıl önce biz arşın sağında idik”

1- Siyasi ayrılıklar:

Rafiziler en çok yalan hadis isnad edenlerin başında geliyordu. Bu Resulullah’ın hadisidir diyerek yalan hadis uydurmada sınır tanımadılar. İmam Malik’e Rafiziler’den sorulunca ” Onlarla konuşma, onlardan hadis rivayet etme çünkü onlar yalan söylerler…” demiştir. Rafiziler, Ali (ra) ve ehl-i beyt hakkında üçyüzbin kadar hadis uydurmuşlardır.

2- Zındıklık:

İslam devleti nice krallıkların tahtını, emirliklerin ve nice liderliklerin tarih sahnesinden silinmesini sağlamıştır. Halkların inançlarının yozlaştırılması, şereflerinin ayaklar altına alınması, liderlerin menfaatleri için onların boyunduruk altında tutulmaları elitlerin egemenliklerini sağlayan bir imkandı.

Aynı zamanda tükenmek bilmeyen taht arzuları, ardı arkası kesilmeyen taht savaşları, sürekli insanların bu zulümler karşısında kalması ile halklar, bölük bölük Müslüman olmaya İslam’a yönelmeye başladılar. İslam’ın siyasi ve askeri kuvveti  her yerde galip ve hakimdi artık.

Zulümle halklarını sömüren bu elit yapının elinden giden saltanat ve izzete tekrar kavuşma ümidini canlandırmak için İslamdan intikam almak, inançlarını bozmak, güzelliklerini çirkin göstermek, Müslüman halkın ve orduların safları arasına nifak sokmak ve onları parçalamak için hadis uydurmak dan geri durmadılar.

3-Kavmiyetçilik Soy, Kabile, Dil, Ülke Ve İmam Taraftarlığı:

İbn Hibban da şöyle demektedir:  “Fakih Ebu Bişr Ahmed b. Mu­hammed el-Mervezî (ö. 323/934), zamanında sünneti muhaliflerine karşı en çok müdafaa eden bir zat olarak bilinmektedir; bununla beraber hadis uydurmaktan çekinmemiştir. Kazvin şehrinin faziletiyle ilgili kırk civarında hadis uydurmuş ve bunu sevap kazanmak amacıyla yaptığını söylemiştir.”

Kimisi Arapların Acem’den yahut beyaz’ın siyahtan üstün olduğunu ispat etmeye çalışmış. Ebu Hanife’nin ve İmam Şafi’nin aşırı mutaassıpları da hadis uydurmuşlardır. ” Ümmetin içinde kendisine Ebu Hanife Numan denen bir adam gelecek o benim ümmetimin kandilidir.” gibi.  Bazı mezhep mutaassıpları şöyle Hadis uydurmuşlardır: “Ümmetim içerisinde kendisine Muhammed Bin İdris denilen bir adam çıkacak o ümmetime iblis’ten daha zararlıdır.” bunun gibi hadisler uydurmuşlardır.

4-Kıssacılık Ve Vaaz:

Allah’tan korkmayan kıssacı vaizler bazı zaman ve yerlerde bu görevi üstlenerek vaazlar yaptılar onların bütün düşünceleri mescitlerinde bulunan insanları ağlatmaktı. Vecd haline getirmek, söyledikleri ile dikkati çekmek halkın beğenisini kazanmak, yalan hikayeler uydurup bunu da Resulullah (as) nispet ediyorlardı.

5-Fıkhı Kelami Ayrılıklar:

fıkıh ve kelam mezheplerinin mensuplarından cahil ve fasık olanlar mezheplerini uydurma hadislerle desteklemek yolunu tutmuşlardır. “Cebrail, Kabe’nin yanında bana imamlık yaptı. Besmeleyi açıktan okudu” gibi daha çokca hadis uydurulmuştur.

6-Hayra Davet’le Beraber Dinin Bilinmemesi:

İyi niyetlerine rağmen iyi ile kötüyü birbirinden ayırt edemeyecek kadar cahil olanlar kimseler halkı hayırlı iş yapmaya teşvik etmek ve onları günahtan sakındırmak için Hadis uydurmuşlardır.

7-Yöneticilere Yaklaşma Arzusu:

Açıkgöz ve yalancılar. Genellikle Emir ve halifelere hoş görünmek, onların gözüne girip hediye ve mevki kazanmak için onları memnun etmek adına hadis uydurmuşlar. Hadis uydurmak için başka sebepler de vardır. Hadisin metin ve isnadı itibariyle duyulmamış hadisleri söyleme arzususu, Fetvaya mesned bulmak, belirli bir topluluktan intikam almak için onları kötüleyici  hadisler uydurma ve elbise, koku ve yiyecek çeşitleri revaçta olsun diye hadis uydurmaya varıncaya kadar. Ehli sünet Alimleri bu konuları anlatan  ve Müslümanları uydurma hadislerden korumayı amaçlayan geniş eserler yazmışlardır.

 

 

 

Lüten Yazıyı Paylaşın Ve Beğenin :
manevidestekdayanisma@hotmail.com
Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
Instagram

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir