KADERLE İLGİLİ HADİSLER

Resulullah (sav) Dilinden Ashaba Kaderle İlgili Söyledikleri:

Resulullah (sav)’e ashabı kiram kaderle ilgili sorular sorarak  kaderle ilgili sınırların oluşmasını sağlamış oldular. Her şey Allah’ın takdiri ve dilemesi ile olur. o diler kullar dileyemez. Siz ne kadar isterseniz isteyin onun sizin hakkınızda dilediği geçekleşir. Onun tayin ettiğini tehir edecek olan hiç bir güç ve kudret yoktur.


kaderle ilgili hadisler ile ilgili görsel sonucu

Tirmizi, Ebu Huzame (ra)’den o da babasından şöyle dediğini rivayet etmiştir: Resulullah (as)’a: “Ya Resulullah! Yaptığımız efsunların, kullandığımız ilaçların uygulaya geldiğimiz perhizlerin Allah’ın kaderinden bir şeyi önleyeceği görüşünde misin?” dedim. Hz. Peygamber (a.s) de:”Onlar da Allah’ın kaderindendir” buyurdu.”

Yine Hz. Peygamber (a.s)’in, devesini bağlamadan tevekkül eden kişi için söylediği şu sözünü de iyi düşünmeliyiz:
“Önce deveni bağla, sonra da tevekkül et!”

Buhari ile Müslim, Ebu Hureyre (r.a.’den rivayet etmişlerdir: “Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurdu: Musa, Adem ile hüccet yarışına girip çekişti de Adem’e hitaben: “Sen günahın sebebiyle insanları cennetten çıkaran ve onları dünya zulmetleriyle mutsuz kulan kişisin” dedi. Hz. Peygamber (a.s) buyurdu ki: “Adem de: “Ya Musa! Sen de Allah’in elçiliği ve kelamı ile seçmiş olduğu zatsın. Öyle iken sen Allah’ın beni yaratmasından önce üzerime yazdığı yahut beni yaratmadan evvel üzerime tekdir etmiş olduğu bir işten dolayı beni ayıplıyor musun?”dedi. Resulullah (a.s): “Adem, Musa’ya delil ve burhanla galip oldu” buyurdu.”

Hz. Adem günaha düşünce tevbe  ve istiğfar eyledi. Allah’a karşı sen yazdın bende işlemek zorunda kaldım (kaderi) delil getirmedi.

” Dediler ki: “Ey rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz, bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz!” Araf:23

Delili Musa as. getirmiştir. Müslüman bu dünyada kadere iman edip emredileni yapmada gayreti olmalıdır. Masiyet içine düşülürse hemen tevbeye sarılıp Allah dan af ve mağfiret dileyen olmalıdır.

Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet etmiştir: “Ebu Hureyre (r.a.) söyle dedi. “Biz, kader konusunda birbirimizle çekişmekte iken Resulullah (a.s) yanımıza çıkageldi. O kadar kızdı ki, yüzü kırmızılaştı; hatta yanaklarına sanki nar sıkılmıştı. Sonra şöyle buyurdu:”Size bu (kader konusunda münakaşa) mı emredildi veya ben size bununla mı gönderildim? Sizden önceki (millet)ler, dinlerinin (bu) işi hakkında çok çekiştikleri ve peygamberleri üzerine ihtilafa düştükleri için helak edildiler.”

Tirmizi’nin bir başka rivayetinde de şöyle buyrulmuştur: “Sizden öncekiler, bu meselede çekiştikleri için helak oldular. Artık bu konuda çekişmemenizi sizden ciddi olarak istiyorum.”

Tirmizi, Cabin bir Abdullah (r.a.)’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Resulullah (a.s) buyurdu ki: “Bir kul hayrı ve şerri ile kadere iman etmedikçe, kendisine isabet eden (hayır veya §emin, ondan şaşmasına ve kendisini atlayan (hayır veya şerr)in, ona isabet etmesine asla imkan olmadığını da bilmedikçe, mümin olamaz.”

İmam Ahmed, Sade bin Evi Vakkas (ra)’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Resulullah (a.s) şöyle buyurdu:
“Şanı yüce olan Allah’ın kazasından ötürü mümini beğendim; eğer ona hayır isabet ederse, Rabbine hamdeder ve şükreder. Eğer başına bir musibet gelirse. Rabbine hamdeder ve sabreder. Velhasıl mümine her şeyde ecir verilir”

İmam Ahmed, Ebu’l A’la bin Şıhhır (r.a.)dan rivayet etmiştir: “Bana, Süleymoğullarından biri (onun Resulullah (a.s)’ı görmüş olduğunu zannediyorum) tahdis etti ki:”Allah kulunu, ihsan ettiği şeylerle intihan eder. Her kim Allah’ın taksimine razı olursa, Allah onun hissesini bereketli kılar ve onu bollaştırır. Rıza göstermeyen kişi için de bereketlendirmez.”

Buhari ile Müslim, Enes bin Malik (r a. )ten rivayet etmişlerdir: “Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurdu: “Yüce Allah, rahime bir melek vekil bırakmıştır. (Nutfe düşünce) melek: “Ey Rabbim! Bir nutfedir! Ey Rabbim! Bir kan pıhtısıdır! Ey Rabbim! Bir çiğnem ettir!” der. Allah bir mahluk hükmedip yaratmak istediğinde melek: “Ey Rabbim, erkek midir, yahut dişi midir? Bedbaht mıdır, yoksa mesud mudur? Rızık nedir? Ecel nedir?” sorularını sorar. Bunlar, anasının karnında iken böyle yazılır.”

Tirmizi, İbni Abbas (ra)’dan rivayet etmiştir:  “ibni Abbas der ki: “Bir gün (hayvanının üstünde) Hz. Peygamber (a.s)’in arkasında idim. Resulullah (a.s): “Ey delikanlı! Sana bir kaç kelime öğreteceğim: Allah’ın emirlerini ve yasaklarını) gözet ki, Allah ta seni gözetsin. Allah’ı gözet ki, Onu karşında bulasın. İsteyeceğin zaman Allah’tan iste ve yardım talep edeceğin zaman Allah’tan yardım talep et. Bilmiş ol ki, bütün ümmet, her hangi bir konuda sana fayda vermek için bir araya gelmiş olsa, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği konuda sana yararlı olabilirler. Aynı zamanda sana herhangi bir konuda zarar vermek için bir araya gelmiş olsalar, ancak Allah’ın senin aleyhinde takdir ettiği bir konuda sana zarar verebilirler. Kalemler kalkmış ve sayfalar (mürekkebler) kurumuştur” buyurdu.”

Müslim, Abdullah bin Amr bin el As (r.a.)dan rivayet etmiştir:”Abdullah dedi ki: “Resulullah (a.s)’ı: “Allah mahlukatın miktarlarını göklerle yeri yaratmazdan elli bin yıl önce yazdı. Arş da su üzerinde idi” buyururken İşittim.”

Taberani, Üsume bin Zeyd (ra)’den rivayet etmiştir:
“Üsame dedi ki: “Resulullah (a.s)’ın ashabından bir takım insanlara yetiştim ki: “Her şey kaderledir” diyorlar. Abdullah bin Ömer (r.a)’de şunu söylerken dinledim.”Resulullah (a.s): “Her şey kaderledir. Acz ve iktidar bile!” buyurdular.”

Tirmizi, Sa’d (r.a.)dan rivayet etmiştir: “Sa’d onu Hz. Peygamber (a.s)’e ref ederek dedi ki: “Hz. Peygamber (a.s): “Allah tarafından kendisine takdir edilene razı olması, insanoğlunun mutluluğundan, Allah tarafından kendisine takdir edilene karşı kırgın olması ise insanoğlunun bedbahtlığındandır.”

Müslim, Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet etmiştir.
“Ebu Hüreyre dedi ki: “Resulullah (a.s): “Kuvvetli mümin, zayıf müminden (Allah katında) daha hayırlı ve daha makbuldur. Ama her birinde hayır vardır. Sana fayda veren şeye çaba göster. Allah’tan yardım dile ve aciz olma! Başına bir şey gelirse, şöyle yapsam, şöyle olurdu deme! Velakin (bu) Allah’ın kaderi, O ne dilerse yapar, de! Çünkü “eğer (kelimesi), şeytanın amelini açar buyurdular.”

İmam Ahmed Ebu Derda Radıyallahu anh’den rivayet etmiştir: “Ebu Derda dedi ki: “Resulullah aleyhissalatu vesselam: “Allahu Teala her kula beş şeyi; ecelini, rızkını, eserini ve yatağını bir rivayette de amelini takdir etmiştir.” buyururken işittim.

Müslim, Tavus Yemani (ra)’dan rivavet etmiştir: Tavus dedi ki: “Resulullah (sav) ashabından bir takım insanlara yetiştim ki: ” Herşey Kaderledir diyorlar. Abdullah bin Ömer (ra) şunu söylerken dinledim: Resulullah (as): Her şey kaderledir. Acz ve iktidar bile” buyurdular.

Buhari ile Müslim, Hz. Ali bin Ebi Talib (r.a.)’den rivayet etmişlerdir:
“Hz. Ali (r.a.) şöyle dedi: “Bakiu’l Garkad’da bir cenazede idik. Derken yanımıza Resulullah (a.s) geldi ve oturdu. Biz de etrafına oturduk. Yanında bir asa vardı. Başını eğdi. Ve asasıyla yeri çizmeye başladı. Sonra şöyle buyurdu:  “Sizden hiçhir kimse ve dünyaya gelen hiçbir nefis yoktur ki, Allah onun cennetten veya cehennemden yerini takdir etmemiş olsun! Ve şaki yahut said yazılmış olmasın!”

Bunun üzerine orada bulunanlar: “Ya Resulullah! Biz kitabımız üzere durarak ameli bırakmayalım mı?” dediler. Bunun üzerine Resulullah (a.s): “Her kim, saadet ehlinden ise, saadet ehlinin ameline varacak ve her kim şekavet ehlinden ise şekavet ehlinin ameline varacaktır” buyurdu ve şunu da ilave etti: “Amel edin! Herkese imkan verilmiştir. Saadet ehline, saadet ehlinin ameli nasip olacaktır. Şekavet ehline ise şekavet ehlinin ameli nasip olacaktır.”
Sonra şu ayeti okudu
“Her kim atiyye verir, korunur ve hüsnayı tasdik ederse, biz ona kolaylığı müyesser kılarız. Ama kim cimrilik eder, istiğna gösterir ve hüsnayı yalanlarsa, ona da güçlüğü müyesser kılarız” Leyl:5-10

 

Lüten Yazıyı Paylaşın Ve Beğenin :
manevidestekdayanisma@hotmail.com
Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
Instagram

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir