MUANAN HADİS

Mu’an’an Hadis Ne Demektir:

Ravi hadisi tahammül ve ahz yollarından hangisi ile aldığını belirtmeksizin an fulan fulan diyerek sevkederse bu hadise mu’an’an hadis denir.

Bazıları bu hadise mürsel demiştir. Her hal-ü karda, hadis, sarih olarak ittisal ifade etmediği için ilk nazarda “zayıf”tır. Nevevi: muhaddis fukuha ve usulcülerin cumhurları, muanan hadisin iki şartla muttasıl sayılacağını söylediğini ve amel edilen sahih görüşün de bu olduğunu belirtir.

Mezhur Şartlar:

1-Mu’an’ın müdellis olmamalıdır.
2-Mu’an’ın’la şeyhi birbirinin görebilecek durumda olmalıdır. Müslim’de bu görüşte olduğu bilinmektedir.

Mu’an’an rivayetin muttasıl sayılması için likanın sübutunu, sohbetin uzun olmasını ve şeyhinden rivayetinin bilinmesini şart koşma meselesi ihtilaflıdır. Bazıları bunlardan hiçbirini -Müslim gibi- şart koşmaz. Bazıları sadece lika’yi şart koşar, Buhari, İbnu’l-Medini ve Muhakkikin bu gruba girer. Uzun müddet sohbeti şart koşan da olmuştur. Keza şeyhinden mu’an’an’ın muttasıl rivayet etmekle maruf olmasını şart koşan da olmuştur. Ebu Amr ed-Dani bu  görüştedir.

Sahihi Buhari ve Sahih Müslim de muanan hadis bol miktarda bulunmaktadır. Müslim’de ise daha çok mevcuttur. Zira imam müslim ravi ile ondan (an) lafzı ile rivayet eden şahsın görüşmüş olmasını şart koşmamıştır. Hatta Ali b. el-Medeni, Buhari ve başka hadis imamlarının kabul etmesine rağmen o sahihi’nin mukaddimesinde bu şartı kabul etmeyerek reddetmiştir.

Mu’an’an hadis’i rivayet ederken kullanılan muayyen bir ıstılah yoktur. Bazan “semi’tü” bazan “an Rasulillah” bazan da” kale Rasulullah” (Rasulullah buyurdu ki) demek suretiyle ifade edilir. Bu sebeple meseleyi açıklamaya lüzum görmüşler ve Rasulullah (s.a.s)’dan ayrılmayan sahabenin rivayetini, hangi lafız ile rivayet edilirse edilsin, Rasulullah (s.a.s.)’den duyulmuş olarak kabul etmişlerdir (Suphî es-Sâlih, Hadis limleri ve Hadis Istılahları, Terc. M. Yaşar Kandemir, Ankara 1981 s. 187)

Mu’an’an hadisin üç durumunu İbn Hacer kesin surette halletmektedir. Birinci mesele: “an” lafzı “haddesenâ” ve “ahberanâ” gibidir. İkincisi: Eğer hadis bir müdellisten sadır olmuşsa, bu mertebede değildir. Üçüncüsü: “an”lafzı, icazetle kullanılan “ahberana” gibidir. Hadis yine muttasıldır; fakat tahammül şekillerinde de açıklandığı üzere, semadan aşağı mertebededir (Suphi es-Salih,a.g.e., s. 188).

 

 

 

Lüten Yazıyı Paylaşın Ve Beğenin :
manevidestekdayanisma@hotmail.com
Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
Instagram

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir