MÜMİN-MÜNAFIK

MÜMİN-MÜNAFIK:

2. Sohbet:

Yazık sana! Kalbinde nifak bitmiş. Tövbeye ve teslimiyete muhtaçsın. Yakında toz duman ortalığı kaplayınca gerçeği anlayacak ve uyanmanın ne demek olduğunu bileceksin. Her kim ki, sözlerimi işitir, onunla amel eder ve amelinde de ihlaslı olursa “mukarreb”lerden olur.(ibadet ve ihlas gibi şeylerle Cenab-ı Hakka yakınlaşmış kimse.) Çünkü benim sözlerimde kabuk yoktur.

Ä°lgili resimYazıklar olsun sizlere ki, Allah’a karşı muhabbet duyduğunuzu iddia ediyorsunuz ama, kalbinizle ondan başkasına yöneliyorsunuz!. Mecnun Leyla’ya olan muhabbetinde sadakat derecesine ulaşınca kalbine Leyla dan başkasını sokmamıştı. Bir keresinde bir topluluğa rastlamıştı. Ona dediler ki:
– Nereden geliyorsun?
– Leyla!
– Nereye gitmek istiyorsun?
– Leylâ!
Kalp Allahu Teala’nın muhabbetinde sadık olursa, Musa (a.s.) gibi olur. Allahu Teala onun hakkında şöyle buyurmuştur: “Biz başkalarından süt emmesini biz önceden ona haram kılmıştık.”Kasas:12

Yalan söyleme, çünkü senin iki kalbin yok; bir tek kalbin var. Onu neyle dolduruyorsun? O ikinci bir şeyi daha almaz ki! Allah teala şöyle buyuruyor: “Allah hiç kimsenin göğsünde iki kalp yaratmamış.” Ahzab:4  Bir kalp ki. hem Halık, hem de halkı: Bu mümkün değildir.

Hakkın cahili riyakarlık ve münafıklık yapar; alim-billah olan, Hakk’ı bilen ise asla böyle yapmaz. Ahmak Allahu Teâla’ya asi olur; akıllı kimse ise O’na itaatkar olur. Hakka buğzeden O’na isyan eder; Onu seven ise itaat eder. Dünyalık mal toplama hırsında olan riyakarlık ve münafıklık yapar; emeli kısa olan ise asla böyle yapmaz.

Ölümü unutan riyakar olur, ölümü hatırda tutan ise riyakarlık yapamaz. Hakkın nazarını unutan riyakarlık yapar; Onun nazarını gözeten ise riyakarlık yapamaz. Gafil riyakarlık yapar;, uyanık ise asla.. Allah’ın evliyasının kendilerini gafletten uyandıran uyandıncıları, onlara ilim öğreten öğretmenleri vardır. Allahu Tealâ onlara ilim vasıtalarını elde etmeleri hususunda yardım eder.

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Eğer bir mümin bir dağın tepesinde olsa Allahu Teala ona ilim öğreten bir alimi yine de gönderir.”

Menfaat kazanma uğruna salihlerin kelimelerini satma. Onların sözlerini konuşma. Onlarla nefsine destek çıkma. Kusur gizli kalmaz. Kendi malından giy, çıplak kalma. Pamuğu kendi ellerinle ek, kendi ellerinle sula, gayretinle büyüt. Sonra ondan kumaş yap, onu dik ve giy. Başkasının malıyla, başkasının elbisesiyle şımarma. Eğer başkasının sözünü kullanır, konuşur ve başkasının sözüyle iddiaya kalkışırsan, ariflerin kalpleri senden iğrenir. Fiilin olmazsa sözün de olamaz.

İşin zahirinin amelle alakası vardır. Allah Teala şöyle buyurmuştur:
«Amelleriniz dolayısıyla cennete girin.»Nahl:32 Mümin heva ve hevesi ve malayani ile konuşarak melekleri yormaz. Onun kalbi Hak tan haşyet duyar. Hoş onun azaları da Haktan haşyet duyar ya! Onun kalbinin dili konuşamaz, aslında onda olan hiçbir dil konuşamaz. Onun kalbinin ateşi Rabbinin heybeti karşısında hafifler, dolayısıyla azalarının ateşi de zayıflar ve melekler rahat içerisinde kalır.

Ey oğul! Senin birbirinden ağır, akıbeti müşkil, pek çok günahın var, işin zor. Onlar ister lehine, ister aleyhine olsun; ölüm hatırlama duygusuyla uyan. Ölümünü unutman hiç de senin hayrına değildir. Kıyl u kali bırak, malayani ile uğraşmayı terket. Emelini kısalt. Hırsını azalt. Yakında öleceksin. Belki de sen bu hal üzere iken ölümün gerçekleşecek. Buraya ayaklarınla geldin ama belki de bir cenaze olarak evine taşınacaksın. Mümin nefsini hastalıklarından kurtarır, şifa bulur. Hastalık eziyeti vaki olduğunda nefsine der ki: “Sana nasihat ettim, beni dinlemedin. Bundan seni sakındırmıştım ey cahil, ey kafir, ey Allah’ın düşmanı!” Nefsini hesaba çekmeyen ve onunla Mücadele etmeyen kimse felah bulamaz.

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Kendi kendinin vaizi olmayan kimseye başkalarının vaaz ve nasihati fayda vermez.” Kitabü’z- Zühd,Hadiss no:1103

Felah isteyen kimse, nefsine vaaz u nasihatta bulunsun, onu zühde alıştırsın, onunla mücahede. Zühd, önce haramları, sonra şüphelileri, daha sonra mübahları, en sonunda da bütün hallerde mutlak helalleri terk etmektir. Böylece terkedilmemiş hiçbir şey kalmamış olur. Hakiki zühd, dünyayı ve ahireti terktir; şehvetleri ve zevkleri terktir; varlığı terktir, hali, dereceyi, kerameti, makamı talep etmeyi terktir; kainatın Rabbinin dışında her şeyi terktir. Böylece, her şeyin kendisinde son bulduğu Halık’tan (a.c.) başka hiçbir şey kalmaz. ki, O bütün emellerin nihayetidir. Bütün işler O’na döner. Konuşmacılardan kimisi kalbiyle konuşur, kimisi sırrıyla konuşur ve kimisi de nefsiyle, hevasıyla ve şeytanıyla konuşur.

Müminin adeti önce tefekkür etmek, sonra konuşmaktır. Münafık ise önce konuşur, sonra düşünür. Mü minin lisan aklının ve kalbinin ötesindedir. Münafığın lisanı ise aklından ve kalbinden öndedir.
Allah’ım! Bizi müminlerden eyle. Münafıklardan eyleme “Bize dünyada da, ahirette de güzellik ver ve cehennem azabından bizi koru.” (Amin)

Kaynak: Cilaü’l-Hatır, Abdulkadir Geylani

Lüten Yazıyı Paylaşın Ve Beğenin :
manevidestekdayanisma@hotmail.com
Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
Instagram

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir