SÜNNET NEDEN TEDVİN EDİLMEDİ

Kuranı Kerim Hz. Peygamber ve ashabının itina ile ezberlerinde muhafaza edildi. Vahyin yazıldığı malzemelerle de kayıt altına alındı. Kuranı kerimin metinini bilenlerin zamanın hadiseleri içinde şehit düşmesi veya vefat etmeleriyle, mukaddes metin için bazı tehlikeler varid olabilirdi. Bu korkuyu ilk olarak hisseden Hz. Ömer halife Hz. Ebubekiri (ra) ikna etmesi ile tüm belgeler toplanması için bir çalışma başlatıldı.

Hz Osman (ra) devrinde Kuran teksir edilerek çoğaltılmaya başlanmıştır. Sünnette Kur’an gibi mühim bir kaynak olmasına rağmen toplanmadı. Kuran’ın tedvin ve tertiplenmesi için yapılan çalışmalar sünnet için yapılamadı.

23 senede İnen Kuran’ın hayata yansımasında Resûl-i Ekrem Efendimizin açıklamaları fiil ve muamelelerini yazmaya imkan bulamamış olabilirlerdi. Sünnetin tedvin ve tertiplenmesi işi zorlu bir süreç istiyordu. Çok uğraşmak gerekiyordu meşakkatli bir işti. O devirde de yazı bilen az kimse vardı. Genelde hassasiyet Kur’an üzerine toplanmıştı onun muhafazası sonraki nesillere ulaştırılması daha elzemdi. Kuran’ın parça parça inmesinin onun ezberlenmesini kolaylaştırıyordur buda arap topluluklar için daha kolaydı.

Kuran’ın yazılması gibi sünneti de yazma yoluna gitmiş olsalardı karışıklık yaşanması belki de kaçınılmaz olabilirdi. Bu da büyük bir tehlikeye sebebiyet verebilirdi. O yüzden hazreti peygamber ” Benden bir şey yazmayın Kim benden Kuran’dan başka bir şey yazmışsa onu hemen yok etsin” buyurmuştur. Müslüm- Darami-Ahmed.

Eğer hadisler o dönemde yazılacak olsaydı, genel teşrii hükümler getiren hadisler yanında öyle olmayan tamamen şahsa ya da ortama özel mahiyette İslam idealini yansıtmayan geçici çözümler de yazılacaktı. Bu durumda yazlı birer dini metin özelliği olması hasebiyle bunlar da giderek genelleştirilecek, zaman ve mekan kaydından çıkarılarak genel teşri getiren naslar arasına girebilecekti. Özünde bu özellik olmadığı için de İslam özelliğini yitirecek ve zaman içinde çıkmazlara sebep olabilecekti.

Bütün himmetler Kuran üzerine toplanıp sünnetin tedvini zamana bırakılınca Kuran’ın getirdiği prensiplerin açıklanmasına, yorumlanmasına ve uygulanmasına yönelik hadisler ile müstakil olarak yeni hükümler getiren hadisler belli bir süreç içerisinde diğerlerinden temayüz etmeye başladı ve bunlar özel bir itina ile nesilden nesile aktarıldı ve nihayet tedvin edildi.Bunun sonucunda ne hadisin Kuran’a karışması, ne de geçici özel çözümler getiren hadislerin kalıcı ve genel teşrii hükümler getiren hadislerle eş tutulması gibi İslam’ın hayat ve bekası için hiç de hoş olmayacak sonuçlar meydana gelmedi. Böylece İslam’ın, bizzat Allah (cc) tarafından korunacağına dair verilen ilahi vaadi yerini buldu.

Kaynak: Tefsir usulü,Türkiye Diyanet Vakfı yayınları – İslami Hayat, İzzeddin Belik; Eserlerinden istifade edilerek yazılmıştır.

Lüten Yazıyı Paylaşın Ve Beğenin :
manevidestekdayanisma@hotmail.com
Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
Instagram

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir