SÜNNETE AÇILAN SAVAŞ

Hadise Açılan Savaş:

İnsanların hidayeti için hak dine davet çalışmalarının yapılması, Asırlardır İslam düşmanlarını onunla savaşmaya sevk etmiştir. Çeşitli sahalarda farklı görüşlere sahip olan İslam düşmanları, hile ve desiseleri ile birlikte düşmanlıkta aşırıya gittiler fakat başarılı olamadılar. Düşmanlık ve fitne çıkarmakta üst seviyede bulunanlardan bazıları Müslümanların Hz. Peygamber’in sünnetinden ayırmak için yeni faaliyetler üretmeye başladılar.

Ehlisünnet alimlerinin cumhuruna göre; Hz. peygamberin (sözleri, fiilleri ve üzerinde sükut ettiği takrirlerinden ibaret olan) Sünneti, ya doğrudan ya da dolaylı olarak vahiydir. Kuran gibi, sünnetin de tamamı vahye istinat ediyor demektedirler. Öyleyse Din, sözü ve ikrarı ile ancak dinin elçisi olan Hz. Peygamber’den alınabilir.

“Bana uyan Cennete girer, bana isyan eden ise, cennete giremez… Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.” (Buhar, Müslim)

Hilesi ve fitnesi çok olan düşman bu sefer strateji değiştirip, içeride bulunan işbirlikçileri ile yeni stratejiyi devreye soktular. Hadisler hakkında şüphe uyandırmak, hadis ravilerine, hadis nakil edenlere çamur atmak, onların güvenilirlikleri ve doğruluklarını zedelemek ve muhteşem mirasımızın dumura uğratılması için alabildiğine saldırmaya başladılar.

İşe dindeki dört şeri delilden ikisini atmakla başladılar: “Kitap ve Sünnet’ten başka delil yoktur, bizi sadece kitap ve sünnet bağlar” diyerek İcma ve kıyası hallettiler. Şimdi bunları da geride bırakıp yeni gruplar türedi; bunlarda Kitap ve Sünnet tabirine dil uzatıp: “Kuran’dan başka bir şey kabul etmediklerini söylüyorlar: “Sünnet adı altında bir din çıkarmak İslamı yıkmaktır, yani sünnet dinin özü olan Kuranı gölgelemektir. Peygamber Kuranı getirmekle işi bitmiştir, o bir postacıdır” demektedirler.

Türkiye’de bunun başını çeken adını anmak istemediğimiz kişiler epeyce mevcuttur. Bunlardan biriside Deistliğin öncülüğünü yapmıştır. Sahabeye dil uzatan İslam tarihinde Ehli sünnet baskı adı altında tarih saptırılmıştır diyerek kafa ve gönülleri bulandıranlar vardır.

“Sakın ha! Sizden herhangi birinizi koltuğuna yaslanmış halde, kendisine benim emrettiğim veya yasakladığım bir husus geldiğinde; “Ben bunu bilmem, Allah’ın kitabında ne bulursak ona uyacağız.” derken bulmuş (görmüş) olmayayım.” (Tirmizi)

Hem de bunu görünüşte ilmi araştırma altında yapıyor esasta ise ifsat ve tahrip gibi yeni bir yöntem uyguluyorlar. Muazzam ve parlak bir İslam medeniyeti asırlardır insanlığa ışık tuttuğu gören bu seviyesizlerin gözlerini hakkın nuru kamaştırmak dadır.

“Yalnız Kuran’daki helal ve haramı kabul edin diyenler çıkar. İyi bilin, Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.” (Tirmizi, Darimi)

İslam düşmanları kuran ve sünneti birbirinden ayırmak için çeşitli hilelerini sürdürmeye devam edeceklerdir.
İçimizde Müslüman gibi görünen, aldanan ve sünnete hücum edip, onların yolundan yürüyenler, onların kurmuş oldukları bu tuzağa ne yazık ki bazı sebeplerden dolayı düşmüşlerdir.

1-İslam mirasını gerçek anlamda tanımayıp, derin birikime vakıf olmadıklarından hataya düşmüşlerdir.

2-Bu İslam düşmanlarının ilmi üslup adı altındaki kandırmalarına aldanmak.

3-Hür fikirlilik adı altında gösteriş ve şöhret elde etmek arzusuna kapılmak.

4-Fikri sapıklığın, heva ve heveslerin tesiri altında kalmak, bu sapık düşünceleri ifade edebilmek içinde İslam’ın düşmanı müsteşrik ve yazarların arkalarına sığınmak.

Bana göre diyen bir yapılanmanın ehli sünnetin delillerinden uzaklaşması dinin temellerinin sarsılmasına kapı aralamaktır. Ümmetin içine sokulan bu fitneler Müslümanları etkisine alıp bilmeden İslama düşmanlık etmelerini sağlamaktadır.

 

Lüten Yazıyı Paylaşın Ve Beğenin :
manevidestekdayanisma@hotmail.com
Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
Instagram

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir