SURE

Sure Kelimesinin Anlamı:

Sure kelimesinin lügat manası, yüksek rütbe, mevki, şeref, binanın kısmı veya katları manasına gelir. Çoğulu suverdir. Kuranı Kerim biri diğeri tarafından kesilmiş 114 sureye ayrılmıştır. Bina katlarına sure denildiğinden dolayı, Kuranın muhtelif kısım ve tabakaları teşkil eden parçalarına da böylece sure adı verilmiştir.

Her sure Allah’ın Kelamını ihtiva ettiğinden ve yüksek bir mevki işgal etmiş bulunduğundan bu ismi almış olması kuvvetle muhtemeldir. Kuranı Kerim ayetlerinde geçen sure kelimesinin, muhteva bakımından ifadesi, Kuran tabiriyle aynı manadadır. Fakat dilin daha sonraki zamanlardaki kullanılışında, bu iki kelime birbirinden ayrılmıştır.
“Kuran”kelimesi yazı ile tespit edilmiş ve bir araya getirilmiş vahiylerin adı olmuş “sure” ise, başlangıçta her biri bir vahye delalet eden, fakat sonra kuranın birçok vahy veya vahy parçalarından teşekkül eden kısımların ifade için kullanmıştır.

Surelerin Tertibi:

Surelerin tertibi hususunda islam bilginleri arasında geniş bir ihtilaf vardır. Bazıları mevcut tertibin Hz. Peygamber tarafından yapıldığını, yani tertibin tevkifi olduğunu ileri sürerken, bazları da, bu tertibin sahabenin içtihatlarıyla meydana geldiğini söylemektedirler. Her iki görüşü uzlaştırıcı mahiyette, bu tertibin kısmen Hz. Peygamber (sav)
tarafından kısmen de sahabenin içtihadıyla meydana geldiğini söyleyen üçüncü bir görüşte mevcuttur.

Sureler uzunluklarına göre de tasnif edilirler: el-Fatihadan sonra gelen 7 uzun sureye “es-Seh’u’t-Tivál” denir. Ayetleri yüzden fazla veya huna yakm olan surelere “el-Mi’un”, áyetleri yüzden az olan surelere “el-Mesáni”, daha sonra kısa ve besmeleli fasılalar çok olan sureler vardır ki bunlara da “el-Mufassal” denir. el Mufassal da, et-Tıval
(uzun), el-Avsat (orta), el-kısar (kısa) diye üç bölüme ayrılır.

Surelerin İsimleri:

Surelerin isimlerini, ihtiva ettikleri garip bir kelimeden veya ifa ettikleri manadan alırlar. Bu bakımdan bazı surelerin birden fazla ismi vardır, Mesela Fatiha suresine yirmi kadar isim verilmiştir (Fâtihatu’l kitap, es-Seb’ul’l-Mesani, Ummu’l-Kitab, el- Kafiye, el-Esas, ed-Dua…gibi), el-Enfal suresinin diğer bir ismi Bedir, İsra suresinin ki ise Subhan en-Neml’inki Süleyman, Fatırın ki el-Melaikedir.

Bazen de iki veya ikiden fazla surelere müşterek bir isim verilmiştir. Mesela, el-Bakara ve Ali İmran surelerine ez-Zahravan, el-Falak ve en-Nâs surelerine el-Muavvizetan denildiği gibi.

Geçmiş Peygamberlere ait kıssaları ihtiva eden sureler adı gecen Peygamberlerin adları ile isimlendirilmişlerdir. Nuh, Hud, ibrahim, Yusuf ve Muhammed sureleri gibi.

Yine çeşitli kavim ve kabilelerden bahseden sureler ise, bunların isimleriyle adlandırılmışlardır. Beni İsrail’ el-Melaike, el-Cin. el-Münafıikun, el- Mutaffifun… gibi. Bütün bunlara rağmen, surelerin, içindeki mevzulara göre, adlandırılması mutlaka şart değildir. Mesela, Hz. Musa’dan bahseden Taha, Kasas ve el-A’raf surelerinin hiç biri Musa suresi diye isimlendirilmemiştir.

Mekki ve Medeni Sureler:

Surelerin Mekki ve Medeni olduğu hakkındaki görüşler üç grubda toplanmaktadır.
1- Vahyin nazil olduğu mekan dikkate alınarak yapılan taksim: Mekkede nazil olan ayetler, el-Mekki”, Medine’de nazil olanlar İse “el-Medeni”‘dir.

2- Hicret nazarı itibare alinarak yapılan taksim; Bu görüşe göre hicretten evvel nazil olan vahiyler el-Mekki, hicretten sonrakiler de el-Medeni addedilmişlerdir. Meşhur olan da bu görüştür.

3-Muhatablar nazarı dikkata alınarak yapılan taksim: Bu görüşe göre Mekkelilere hitab eden ayetler, “Mekki”, Medinelilere hitab eden ayetler de “Medeni” dir. Bu taksim diğer bir deyimle şöyle de ifade edebilir: Mekke ahalisi üzerine küfür galib geldiğinden onlara “ya eyyühennásu” ile hitap olundu. Medine halkına da iman galebe ettiği için “ya eyyühellezine âmenu” ile hitab edildi. Bu görüş te, bütün ayetleri iki bölümde ihata edecek mahiyette değildir.

Sûrelerin Mekki veya Medeni olduğunu bilmenin çeşitli faydalar:

Surelerin Mekki veya Medeni olduğunu bilmenin çeşitli faydaları düşünülebilir. İşte sizlere onlardan bir kaç tanesi:
1- İki veya daha fazla ayetin, bir konuda İttifak etmeyip, bir birine muhalif gibi görünmeleri halinde, nasihi mensuhdan ayırt etmekte husule gelecek problemi çözmekte faydalı olacaktır.
2- Genel olarak teşri’ tarihi bilinmiş olur ve bunun hikmeti ve tedrici tekamülü ortaya çıkar.
3- Bunu bilmek, Kur’anın tağyir ve tahrifden salim olarak bizlere ulaşmasını temin eder. Bu bakımdan müslümanların buna azami ehemmiyeti vermeleri icab eder. Onlar, Kuran ayetlerinin ve surelerinin nazil
oldukları yerleri iyi bilirlerse, bunların aleyhinde konuşanlara karşı susturucu cevabı verebilirler. Zaten müslümanlar Kuranı korumaya haristirler. Mekki ve Medeniyi öğrenmek onlara en büyük yardımı sağlamış olur.

Mekki ve Medeni Sureler Arasındaki Farklar:

Surelerin Mekki ve Medeni oluşları hakkında Hz. Peygamberden bir açıklama gelmemiştir. Zira onun sağlığında sahabenin böyle bir beyana ihtiyacı yoktur. Surelerin Mekki veya Medeni olduğunu sahabe ve tabiundan gelen haberlere dayanır.

1- Kella lafzı bulunan tüm sureler Mekkidir.

2- İçinde secde ayeti olan sureler Mekkidir.

3- Bakara ve Ali İmran hariç hece harfleri (elif-lam-mim)bulunan süreler Mekkidir. vb.

Medeni olanlara örnek verelim:

1- Hudud ve miras payları  ihtiva eden sureler Medenidir.

2- Cihada izin ve cihad hükümlerini ihtiva eden eden sureler vb.

Mekke ehline hitab eden sureler kısa ve vecizdirler. Çünkü onun muhatabları fesahat ehli idiler. Milletin ve ferdin terbiyesi için, geçmiş milletlerden ve Peygamberlerden örnekler vererek, tedrici olarak ıslah yolunu tercih etmiştir. Onların şirk ve putperestliğine karşı, açık deliller vermek suretiyle karşı hücuma geçmiş ve onların körü körüne eskilere bağlılıklarını yermiştir. Allah’ın birliği peygamberleri, öldükten sonra dirilme ve ceza gibi hususlarda, muarızların akidelerinin bozukluklarını delillerle isbat edip onları doğru yola davet eder. Kendi varlığını ve birliğini afaki ve enfüsi delillerle isbata çalışır.

Medinelilere hitab eden sureler ise, şeriatın vaz’ı ve tatbiki, ibadet ve muamelat üzerinde durur. Ehli Kitabdan olan yahudi ye hristivanların inançlarındaki sapkınlıkları, işledikleri cinayetleri ve kitablarında yaptıkları tahrifleri beyan eder. Mekki surelerde görülen vecizlik, Medeni surelerde aksine dönerek itnab ve tatvil yolu tutulmustur.

Kısaca:

Mekki sureler, Allaha, meleklere, elçiye, ahirete ve kitaplarına iman gibi asıl olan esaslarıyla, fertlere sağlam ahlakı ve onları şahsiyet sahibi yapmayı hedef edinir. Medeni Sürelerde ise, yukarıda zikredilen esaslarla beraber aile ve cemiyet içindeki durum ve vazifeler gelir. Bundan başka cemiyetlerin cemiyetlere karşı vazifelerini de ele alır.

Kaynak: Türk Diyanet Vakfı Yayınları- Tefsir Usulü eserinden istifade edilmiştir.

Lüten Yazıyı Paylaşın Ve Beğenin :
manevidestekdayanisma@hotmail.com
Facebook
Twitter
Pinterest
LinkedIn
Instagram

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir